ESTETİK

Gözlerimiz ışıkta biçimleri görmek üzere yapılmıştır.

Le  Corbusier, Towards a New Architecture.1927

Güzel sanatların hemen her dalındaki ürünlerin insanla olan ilişkileri insanın isteğine bağlı iken, mimarlık ürünlerinin insanla ilişkileri iç içe ve kaçılmazdır. Daha açık bir deyişle, mimari bir ürünün görülmesi, algılanması insanın isteğine bağlı değildir. Bir çevreyi kullananlar bu çevre içindeki mimari ürünleri, isteseler de istemeseler de, görmek ve onunla iç içe yaşamak zorundadırlar. (1)

Bireyin yaratı isteminin bir ifadesi olarak kabul edebileceğimiz bir içgüdü, çeşitliliği ve tanımı ne olursa olsun, güzel dediğimiz şeyi istemektedir. (2)     

Güzellik, mimarlıkla ilgili kavramlar arasında belki de en karışık ve en çelişkili olanıdır.Güzellik bireyin öznel tepkileriyle ilgili olmakla birlikte mimarlık estetiğinde sıklıkla kullanılan birlik, oran, ölçü ve benzeri kavramların açıklanması neyin güzel olarak algılandığını çözümlemede yararlı yaklaşımlar sunabilir.

Birlik: Yapıya bütünlük veren bir niteliktir. Yapının algılanan öğelerinin birbiriyle uyum içerisinde olması çelişme halinde olmamasıdır. Örneğin, bir kapının kendi içerisinde güzel olan ölçü ve renginin, cephenin diğer öğelerinin rengi ve ölçüleriyle çatışmamalıdır.

‘ Bir yapı karşısında, duygu ve düşünceye hiç bulanıklık gelmeden, olmuş, uyumlu kendisine bir şey eklenmesi ve ya çıkarılması gerekliliği duyulmayan, insanı kaygısız bir seyrin heyecanına sürükleyen ya da dinginlik veren duygularla dolduran bir nitelik olması, yapının birlik veya bütünlüğe sahip olması şeklinde yorumlanır.’ (2)   

Ölçü ve oran: Bir yapının boyutunu belirlerken karşılaştırma ölçütümüz kendi boyutumuzdur. İşlevine bağlı olarak yapının büyüklüğü insana uygun gerçekleşmediği zaman, bazen fiziksel bazen de psikolojik rahatsızlıklara neden olur. Bu yüzden bir yapının insana göre ölçülü olması güzel olarak algılanmasını sağlar.

İnsan zihni bir bütünün parçaları arasında matematiksel ve geometrik ilişkiler, orantılar, bulmaya çalışır. Eski çağlardan bu günümüze gelinceye değin çeşitli aritmetik düzen ve oranların yapıların boyutlandırılmasında kullanıldığını görmekteyiz.

Ritim: Bir bütünü oluşturan benzer öğelerin belirli aralıklarla birbirini izlemesi insanda, müzikte olduğu gibi, bir ritim duygusu oluşmasına neden olur. Mimaride ritim katı ve boşluğun birbirini izlemesiyle yaratılır, duvara açılmış pencerelerle ya da kolonlarla yaratılmış bir örüntüdür.

Mimaride güzelliğin uyduğu söylenen denge, uyum ve başka kavramlar vardır. Fakat bunların tanımları ölçü ve oran gibi kolayca yapılamaz. Bütün bu kavramlar tek tek ele alınarak güzelin tarifini yapmak ya da formülünü çıkarmak olanaksızdır. Ancak güzelliğin, yukarıda bahsedilen kavramların hepsini kapsayan, her zaman kolaylıkla açıklanamayan bir süreç sonunda ortaya çıkan ve kültürel ortama göre görecelik gösteren bir olgu olduğu söylenebilir.

(1)Esen Onat. Mimarlık, Form ve Geometri.